Van Online
TARİHTE VAN
Van şehri Kürtlerin atalarından olan Urartular’dan
kalmadır. Urartular’ın başkenti olan Van’ ın ozamanki adı
“TUŞBA” idi. Van'ın tarihi M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzanır.
Van Kalesinin 6 km güneyinde bulunan Tilki tepe ve Van
Gölünün kuzeyindeki Ernis Mezarlıklarında yapılan kazılarda
Kalkolitik, Bronz ve Demir devrine ait kültürel buluntulara
rastlanmıştır. Şehri ilk kuran Asur Kraliçesi Semiramis'dir.
Bu bölgeye önce Huriler yerleşmişlerdir. Sonra Urartular,
Medler, Persler, Makedonyalılar, Büyük İskender, Partlar,
Sasaniler ve Bizans hakim olmuştur. M.S. 675 yılında
Müslümanlar bu bölgeyi fethetmiş, daha sonra bölge yine
Bizanslılara, bunları yenen Selçuklulara ve sonrada
İlhanlılara, Celahiroğullarına, Karakoyunlara, Akkoyunlara
ve Safevilere yurt olmuştur.
Hürrilerin M.Ö. 2000'lerden itibaren Van Gölü'nden
başlayarak Kızılırmak ve Yeşilırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü
yerlere kadar uzanan bir bölgeye hakim oldukları görülür.
M.Ö. XIII. yüzyılda Hürri Mitani siyasi teşekkülün merkezi
otoritesi zayıflamış ve beyliklere bölünmüştür. Asur
Kralları bu küçük beyliklerini hakimiyetleri altına al maya
çalışmış ve bu sırada Van Gölü çevresinde Batı İran'a kadar
olan bölgeye Nairi ve Urartu ülkeleri ile Asurlar arasında
mücadeleler başlamıştır. Urartular ve Asurlar mücadelesi IX.
Yüzyılın ortalarına kadar sürmüş, Asurlar bu dağlık ve zor
arazi şartlarına sahip bölgeyi egemenlik altında tuttu.
VAN ADI NEREDEN GELMİŞTİR?
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Büyük İskender'in Van
Kalesindeki Vank adlı bir mabedin adını şehre verdiğini
belirtmektedir. Başka bir rivayete göre; Van pek eski bir
şehir olduğu için M.Ö. I900'lerde Asur Melikesi Mesnure Şah
Meryem (Semiramis) tarafından kendisine izafeten Şah Meryem
Kürd şeklinde adlandırılmıştır. Daha sonra Keyanilerin son
devrinde, Wan adındaki valinin, şehri genişletip
güzelleştirmesi nedeniyle bu idareciden itibaren şehir Van
olarak anılmıştır. Van adının kaynağı konusunda akla yakın
ve bilimsel olan görüş Urartuca, “Biane” veya “Viane”den
çıkmış olduğudur. Tarihi kaynakların bütününde, Urartular
kendilerine Bianili demişler ve Urartuların yükselme
devrinde Biate adı altında bir çok şehir ve insan topluluğu
Van bölgesine toplanmışlardır.
Bir başka rivayete göre
Tarihçiler, Van'ın Milâttan 1800 yıl önce Asur Kraliçesi
Semiramis tarafından kurulduğunu söylerler. Semiramis,
Mezopotamya bölgesinin üst kısımlarında yaşayan Surların
kraliçesidir. Koca bir ülkeye hükmeden, dediği dedik,
kestiği kestik olan dünyalar güzeli Semiramis, o güne kadar
gönlüne göre birini bulamamıştır; ta ki Van'ın Muradiye
kazasının kuzey yamaçlarına bir sefere çıkana kadar.
Semiramis, bu sefer sırasında bölgenin hâkimi olan Ara
adında genç bir hükümdara gönlünü kaptırır. Güzel olduğu
kadar mağrur da olan kraliçe, bu sırrını kimseye
açıklayamaz. Savaş devam etmektedir. Semiramis'in kuvvetleri
son bir saldırı ile bölgeyi ele geçirirler. Ancak son
saldırı sırasında Hükümdar Ara da öldürülür. Haberi alan
Semiramis, Ara'ya olan aşkını yüreğine gömer, hemen dönüş
emrini verir.
Dönüş yolu üzerindeki Van'a gelirler. Van'ın zümrüt yeşili
bağ ve bahçelerini, Van Gölü'nü çok beğenen Kraliçe'nin en
fazla dikkatini çeken yeşillikler arasından göle doğru
uzanan heybetli bir kaya parçası olur. Ara'nın hâtırasına bu
kayalık üzerinde bir kale inşa ettirmeye karar verir. Kısa
süre içersinde kale yapılır, eteğinde şanına uygun bir şehir
kurulur. Şehrin adını da Şamrangerd bırakırlar.
Aradan yıllar geçer. Ara'nın acısıyla yanan yürek, bu defa
da sıla hasretine yenik düşer. Memleketine dönmeye karar
veren Kraliçe Semiramis, kaleyi ve kurduğu şehri wan
adındaki bir komutanına bırakarak ülkesine döner. Şehrin
bugünkü adının bu komutandan geldiği rivayet edilir.
Osmalı ve Cumhuriyet Dönemi Van
1534-1535 yıllarında gerçekleştirilen İran Seferi
sırasında Bağdat, Tebriz ve Van gibi önemli merkezler
Osmanlı idaresine girmiştir. Ancak Osmanlı Devletinin Macar
Kralı Ferdinand ile başlayan mücadelesi nedeniyle
kuvvetlerin Rumeli'ye kaydırılması sonucu, fethedilen
yerlerden bazıları tekrar Safevilerin idaresine geçmiştir.
25 Ağustos 1548'de Van Kalesi Osmanlı egemenliğine
girmiştir. Van Kalesinin fethinden sonra bölgenin
beylerbeyliği, Anadolu Defterdarı İskender Paşaya
verilmiştir. Bu arada Vastan (Gevaş), Erciş, Adilcevaz ve
Ahlat da tekrar Osmanlıların eline geçmiştir.
Osmanlı taşra teşkilatında eyaletler sancaklardan, sancaklar
kazalardan, kazalar nahiye ve köylerden meydana gelmekteydi.
Osmanlı idaresinde Van, "Eyalet" statüsü kazanmış olup
1568-1574 yıllarında livâ tabir edilen 12 sancağa sahipti.
Bunlar, Van (Paşa Sancağı), Adilcevaz, Bitlis, Muş, Bargiri,
Erciş, Kârgâr, Kesan, Ispayrıd, Ağakis, Nısf-ı Şırvî, Vadi-i
Beni Kotur'dur.
İran sınırında olması bakımından hem ordunun hareket noktası
hem de önemli merkez olan Van'ın idari yapısı savaşlar
sebebiyle sık sık değişikliğe uğramış, fethedilen yerlerin
bir kısmı buraya dahil edilmiştir. Nitekim daha önce 12 olan
sancak sayısı, 1578-1588’de 27ye yükselmiştir.
Son çağ dünya tarihi içerisinde en büyük olay olan I. Dünya
Savaşı ve neticesinde Van kadar harap olmuş bir şehir,
ahalisi Van ahalisi kadar cefa çekmiş bir topluluk örneği
çok azdır. Öyle ki, büyük harp öncesinde Van merkezinin
toplam nüfusu 70 bin civarında iken, savaş sonrası Nisan
1919 sıralarında bu sayı 10-15 bine düşmüştür. Şehir ise
tamamen harap olmuş ve bu yüzden yerleşim alanının
değiştirilmesine neden olmuştur.
Birinci Dünya Savaşındaki istilalar, onun içinde ve ondan
sonra meydana getirilen haksız uygulamalar, vaktiyle mamur
olan bu bölgeyi bir harabeye çevirmiştir. Harpten sonra Van,
yavaş da olsa bir gelişme göstermiştir. Van ilinin 11 ilçesi
vardır. Bunlar; Özalp, Muradiye, Saray, Erciş, Başkale,
Bahçesaray, Çaldıran, Gevaş, Edremit, Gürpınar ve Çatak'dır.
AKDAMAR ADASI VE KİLİSESİ ( KUTSAL HAÇ KİLİSESİ
)
Akdamar Adası Van’a 47 km , Gevaş İlçesine 7 km mesafede ,
sahilden 4 km uzaklıkta olan Ada deniz motorlarıyla 20
dakikalık zevkli bir yolculuktan sonra Akdamar Adası
üzerindeki aynı adlı Ermeni Kilisesi M.S 915 ile 921 yılları
arasında mimar Keşiş Manuel tarafından Kral I.Gagik’ın
denetiminde inşa edilmiştir.Kutsal Hac’a ithaf eden kilise
merkezi kubbelidir ve dört yapraklı yonca biçimli hac plana
sahiptir.Kubbenin yerden yüksekliği 20.40 metredir.Kilisenin
etrafını çeşitli bantlar halinde taş kabartmalarda İncil ve
Tevrat’tan alınan dini konular günlük olaylar ve av
sahneleri işlenmiştir.
Yapılar 1113 tarihinde manastıra çevrilmiş ve 1895 yılına
kadar yöredeki Ermeni Patrikliğinin merkezi durumunda
olmuştur.XIII.yy. sonlarında kilisenin doğusundaki Şapel
1296’da kilisenin güney batısındaki Şapel
yapılmıştır.Kilisenin giriş bölümü ile Çan Kulesi XIX.yy
başlarında Jamatun ise 1763’te yapılıştır.
Birde hikayesi vardir;
Adada yaşayan Papazlardan birinin "TAMARA" adlı genç ve
güzel bir kızı varmış.Tamara karşı kıyıda yaşayan bir kürt
çobana aşık olmuştur. Bu gençler haftanın belirli günlerinde
gizlice buluşup konuşurlarmış. Bu buluşma her defasında
Tamara'nın çobana ışık göstererek ona yol göstermesi ile
olurmuş. Işığı gören çoban onu takip ederek adaya çıkarmış.
Bir gün nasıl oluyorsa bu ilişkiden Tamaranın babasının
haberi olur. Daha sonra kızına baskı yapıp işin aslını
öğrenen babası Tamara'yı bir odaya hapseder. Çobanın
geleceği günü tesbit eden babası beklenen günde çobanı
gözetler ve onun geliş saatini ayarlar.
Işıkla işaretini alan çoban göle girip ışığa doğru yüzmeye
başlar, adaya yaklaşan çoban, ışığa doğru yüzmektedir. Ancak
ışık hep yer değiştirmektedir ve belirli bir yerde
durmamaktadır.Sonunda ışık sahilde bir yerde durar ve
çobanda oraya doğru yönelir ne varki çoban yorgunluktan
bitap düşmüştür vede onu taşlı sopalı birde sürpriz
beklemektedir. Bunu farkeden çoban gerisince yüzmek
istemişse bile buna gücü kalmamıştır.Yorgunluk, taş ve
sopaların etkisi ile çoban sulara batıp çıkmaya başlar. Son
nefesinde, batmadan öncede Ah… TAMARA diye inleyerek gölün
mavi sularına gömülmüştür.
Bu öykü o günlerden günümüze hep anlatıladurmaktadır. Önce
adanın adı AHTAMARA iken zamanla dil evrelerinden dolayı
günümüze AKDAMAR olarak gelmiş ve halen ada bu adla
zikredilmektedir.
Adır Kilisesi
Van merkezine bağlı Yaylıyaka Köyü’ne yakın Van Gölü
içersindeki aynı isimli adada yer almaktadır. Ada’nın güney
tarafına kurulmuştur. Manastır 1305 yılında yapılmıştır.
Daha sonra 1621 yılında Aziz Georges Kilisesi, 1766 yılında
ise jamaton ve şapel eklenmiştir.
Çarpanak Kilisesi
Kilisenin bulunduğu ada, Van merkeze bağlı Dibekdüzü Köyü’ne
yakın, Van Gölü üzerindedir. Ada’nın kuzey tarafında
kurulmuş olan Ktouts manastır kompleksi St. Jean’a atfedilen
bir kilise ile batısındaki jamaton ve kuzeydoğusundaki
şapalden meydana gelmiştir. Manastır topluluğunun tarihi IX.
yüzyıla kadar inmektedir.
Yedi Kilise
Van merkezine yakın Yukarı Bakraçlı Köyü’nde yer alan
kilisenin tamamı, Warak Wank Manastırı olarak adlandırılır.
Erek Dağı eteklerine kurulmuştur. VIII.yüzyılda inşa
edilmiştir.
Albayrak Saint Bartholomeus Manastır Kilisesi
Başkale ilçesine bağlı Albayrak Köyü’nde bulunmaktadır. XVII.-XIX.
yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır
Van Kalesi
Urartu kalelerinin en görkemlisi olan Van Kalesi,
Urartulardan günümüze gelen birçok tarihi kalıntıyı üzerinde
barındırmaktadır.
Urartu Medeniyeti’nin en güzel eserlerinin başında gelen Van
Kalesi, Arzaşkun’dan sonra Urartu Krallığı’nın ikinci
başkentidir. Kale M.Ö 9. Yüzyılda Lutipri’nin oğlu Sarduri
tarafından MÖ. 840- 825 tarihleri arasında kurulmuştur. İç
Kale ve Dış Kale olmak üzere iki kısımdan meydana
gelmektedir. İç kaledeki en önemli yapılar Sardur Burcu, sur
duvarları, Urartu Kralları’na ait mezarlar, sur sarnıcına
ulaşan Binbir merdiven, açık hava tapınağı ve Analı- Kız
olarak adlandırılan iki adet tapınak nişi yer almaktadır.
Kalenin çok önemli diğer bir yapısı ise I.Argişti’ ve Kral
Menua’ya ait kaya mezarlarıdır. I. Argişti’ye ait kaya
mezarının hemen dışındaki kaya üzerinde, Urartu’nun günümüze
ulaşabilen ve “Horhor Yazıtları” olarak adlandırılan en uzun
yazıtı yer alır.
Hoşap Kalesi
Van’ın Gürpınar ilçesinde, Van-Hakkari karayolu
üzerindeki Hoşap (Güzelsu)’da yer almaktadır. Van il
merkezine 60 km. uzaklıktadır. Dik bir kaya kütlesi, üzerine
kurulan kale, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden
oluşur. Geçmişi Urartu devletine uzanan kale, 1643 yılında
Osmanlı Devleti’ne tabi Kürt beyliği olan Mahmudi Beyi’nin
yaptırdığı şekliyle günümüze ulaşmıştır.
Kale içindeki eski hamam, cami, medrese, çeşme, su sarnıcı,
zindan ve odalarda geçmişin izlerini görmek mümkündür.
Çavuştepe Kalesi
Van ili Gürpınar ilçesi, Çavuştepe Köyü’nde bulunan
Asıl ve halk arasında bilinen adı "Aspeşin"dir. Bu kelime
Kürtçe olarak bilinmesine karşın Ermenice "Haika-şen"
kelimesinin halk arasında bükümlenerek "Aspaşin" haline
gelmiştir. Haika-şen Ermenice "Tanrı şehri" ya da
"Tanrıların yaratıldığı şehir" anlamına geliyor. kalenın
bekçisı urartuca bilen dünyada üç kişide biri
Çavuştepe kalesi Van’a 25, Gürpınar’a da 10 km. uzaklıkta,
Van-Hakkari karayolu üzerindedir. Urartu Kralı II.Sarduri’nin
MÖ. 764-735 yılları arasında yaptırmış olduğu
bu kale Aşağı ve Yukarı olmak üzere iki bölümden meydana
gelmiştir. Kurucusundan ötürü “Sarduhinili” olarak
isimlendirilen bu kale iri blok taş ve moloz taştan meydana
gelmiştir. Yukarı Kale, Aşağı Kale’den 30 m. yükseklikte
olup, içerisinde Haldi Tapınağı ile.açık hava tapınağı,
surlar, depo, ahır, saray binaları, sarnıç, çivi yazısı
bulunmaktadır. Ayrıca kalenin sarayı da yine Aşağı
Kale’dedir. Kaleyi çeviren sur duvarları 800 m.
uzunluğundaki bir alanı kaplamaktadır. Sur duvarları kalker
blokları halinde doğrudan doğruya ana kayaya oturtulmuştur.
Ayanıs Kalesi
Van’a 35 km. mesafedeki Ayanıs köyündedir.
Argişti’nin oğlu Rusa tarafından M.Ö. 645-643 tarihleri
arasında yaptırılmıştır. Urartu tarihinin son safhalarının
aydınlatılması açısından çok önemlidir. Van Gölü sahiline
yakın bir alanda kuruludur.
Aşağı-Yukarı Anzaf Kaleleri
Van’ın 10 km. kuzeydoğusunda Van-Özalp karayolu yakınında
yer almaktadır. Aşağı ve yukarı kalelerden oluşmaktadır.
Aşağı kale, karayolunun kuzeyinde Urniye bölgesine giden
askeri ve ticari yolu denetlemek üzere Urartu kralı İşpuini
(M.Ö. 830-810) tarafından yaptırılmıştır.
Yukarı kale, aşağı kalenin 600-700 m. güneyinde kurulmuştur.
Burası Menau döneminde M.Ö. 810-786 tarihleri arasında
yapılmıştır. Her iki kalede surlar, kuleler, atölye, depo,
saray yapısı, kitabe bulunmaktadır
Muradiye Şelalesi
Muradiye sahip olduğu şelale ile Van'ın öne çıkan
ilçelerinden biri olmuştur. Tendürek dağından çıkan Bend-i
Mahi çayı üzerinde bulunan şelale, Muradiye ilçe merkezine
10 kmlik bir mesafededir. Vadi içerisinden akan çay,
Muradiye Şelalesi'nin oluşumuna neden olmuştur. Üzerinde
kurulu asma köprüsü ve doğal güzelliğiyle, ağaçlık bir alan
içerisinde sessiz ve huzurlu bir mekandır Muradiye
Şelalesi...
KANİ-SPİ ÇAĞLAYANI
Van’ın Çatak İlçesine sınırları dahilinde bulunan
çağlayan , Van’a 75 km. Çatak’a 5 km mesafede yer
almaktadır.Karayolunun kenarında yaklaşık 100 m
yükseklikteki kayalıklardan çıkan su,aşağıya doğru beyaz bir
köpük oluşturarak akmaktadır.Mayıs ayında akmaya başlayan
su,eylül sonlarına kadar akışını sürdürmektedir.Kaylıklardan
doğup akan suyun görünümü hayli etkileyicidir
VAN COĞRAFYASI
Van,Mezopotamya coğrafyasının illerinden olup, bu
coğrafyanın kuzeydoğu tarafında yer almaktadır. Kuzeyden, -
Ağrı, batıdan Bitlis ve Siirt, güneyden Hakkari ve Şırnak
illeriyle, doğudan da İran'la sınırlıdır.
a) Dağları : Van’ın yarısından fazlası,
dağlık ve engebelidir. Topraklarının %53.4'ü dağlık, %27.3'ü
dalgalı ve %5.6'sı yayladır.
1900 m’den sonraki araziler özellikle dağlıktır. Bunların
bazıları (Van, Van Gölü) İsabey (3000m), Şevli(Şillo 2900m),
Haki(Ğenke 2450m), Erek(3250), Kazan(2890), Kuh(2850),
Nemrut(3050), Süphan(4434m), Aladağ(3255), Tendürek(3312)
diğer irili ufaklı dağlar ise İrini, Ahta, Artos, Karahayal,
Gündizin, Melek, Koçalan, Nacarabat, Rentümer, Kuğu,
Şuşanız, Narguh, İspiriz, Irgat vs dağlarıdır.
b) Ovaları: Çaldıran, Muradiye (Bargiri),
Tarhanı, Noşar, Akbulut, Hoşab,Geveren, Havasör, Saray,
Karakilk, Ercek, Van, Erciş.
c) Vadi ve Platoları: Tarhani, Noşar,
Akbulut, Hoşab, Havasör, Bendimahi, Karasu, Memedik.
d) Yaylaları : Arazisinin 2450 m'den
sonraki tüm düzlükleri yayla olarak kullanılır, ki; bu
yaylalar hem ot bakımından hem de su bakımından çok verimli
bir özelliktedir. Bu zenginlik, yörede hayvancılığın
gelişmesinde ve tarımda büyük etken olmuştur.
e) Gölleri : Van’da Van Gölü'nden başka
irili ufaklı 13 göl daha vardır. Bunlar; Erçek, Kotur, Kaş,
Şor, Engis, Hasan Timurhan, Akgül, Süphan, Hıdırmenteş,
Keşiş, Irmağı, Çenge ve Sarı göllerdir.
VAN GÖLÜ
Van Gölü Türkiye'nin ve dünyanın en büyük soda gölüdür. Dört
tarafı yüksek dağlarla çevrilidir. İçinde Akdamar, Adır,
Çarpanak, ve Kuş adaları olmak üzere 4 ada bulunmaktadır.
Tarih boyu Yüksek Deniz, Nairi Denizi ve Yukarı Deniz
dendiği gibi Deryaçe (Küçük Deniz) adını da alır. Gölün suyu
çok tuzlu ve sodalıdır. . Tuzluluk oranı ise binde 210'dur.
Yani normal deniz suyundan 6 kere daha tuzludur. Gölün
sodalı ve tuzlu suyunun cilt hastalıklarına iyi geldiği
söylenmektedir
Van Gölü'nün deniz yüzeyinden yüksekliği, 1720 m, Yüzölçümü
3765 km2’dir. Yani Marmara Denizi'nin 3/1 i kadar.
Araştırmacılar gölü klorlu-sülfatlı karbonatlı göller
grubuna sokmuşlardır. Gölde ayrıca brom, sodyum klorür,
magnezyum elementleri bulunmaktadırSodyum karbonattan dolayı
da özellikle eskiden ve halen zaman zaman sabunsuz
deterjansız çamaşır ve bulaşık yıkamak mümkün olduğu gibi;
doğal ve sıhhatli bir temizlik elde edilebilmektedir. Göl
Nemrut Dağı'nın patlaması sonucu oluşan Set Gölü'dür. Eski
sınırları Muş Ovası'na kadar uzanmaktaydı. Ancak bazı
evreler sonucu bugünkü halini almıştır.
Her mevsim, her saatte farklı bir renk alan, gündoğumu ve
günbatımının muhteşem olduğu göl,. Sahil boyunca yapılaşma
ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış
kıyılar, kıyıları çepeçevre doğal plajlarla kaplı olan Van
gölü görülmeye değerdir.
f) Akarsu ve Dereleri : Karasu, Bendimahi,
Hoşap, Memedik, Zilan, Dili, İrşat, Kırgeçit, Çığlı, Çatak
suyu ve derelerini sayabiliriz Bu su ve dereler, genellikle
göle akarlar.
VAN KAHVALTI VE YEMEKLERİ
Van’ın yerel lezzetler sunan mutfağının önemli bir
kısmını kahvaltı salonları oluşturuyor. Kentin çeşitli
yerlerinde bulunan kahvaltı salonlarında masaları, kaymak,
bal, otlu peynir ve tereyağı gibi doğal ürünler donatıyor.
Ayrıca, kente gelen turistleri, geleneksel Van yemekleri
arasında bulunan kavurmalı uşkun ekşilisi, sengeser, kurut
aşı, Kürt köftesi, ayran aşı, şile, bulgur aşı, çılbır,
keledoş, mıhla ve tandır balığı bekliyor
TRAVERTENLER
Van`ın Pamukkale`si, Anadolu`nun turizm merkezi olmaya
hazırlanıyor
.
Tarihî, kültürel ve doğal güzellikleriyle Doğu`nun turizm
merkezi olmaya aday gösterilen Van, gizli kalmış doğa
harikalarıyla göz kamaştırıyor. Van`ın Başkale ilçesine
bağlı Dereiçi köyünde bulunan travertenler, Pamukkale`yi
andıran özelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini
çekiyor...
Başkale`ye 45 km uzaklıktaki Dereiçi (Sawkan) köyü
yakınındaki travertenler, Pamukkale kadar geniş bir alanı
kaplamıyor. Suyunun yer değiştirmesi ve azalması sebebiyle
de büyük kısmı zaman zaman kuruyor. Traverten suyunun şifalı
olduğunu söyleyen bölgenin gönüllü bekçisi Sait Tekin(60),
`Biz istiyoruz ki yerli-yabancı herkes buraya gelsin. Burası
sakin ve güvenliği tam olan bir yer.`
Van’a Ulaşımm
- Karayolu: Van‘dan Gürpınar-Başkale üzerinde Yüksekova ve Hakkari ile irtibat sağlayan, aynı zamanda Yüksekova üzerinden İran ile bağlantı kuran devlet yolu mevcuttur. Otobüs terminali kent merkezine yaklaşık 4 km. uzaklıktadır. Ulaşım minibüsle sağlanmaktadır.
- Demiryolu : Tren istasyonu şehre
yaklaşık 5 km. uzaklıkta olup ulaşım minibüslerle
sağlanmaktadır.
- Havayolu : Havaalanı il merkezine yaklaşık 7 km. uzaklıktadır. Ulaşım minibüslerle ve THY’ ye ait servis araçlarıyla yapılmaktadır.
- Van Gölü Ulaşımı: Devlet Demir Yolları’na paralel olarak Van ile Tatvan istasyonu arasında demiryolu bağlantısı Van Gölü üzerinden feribotla sağlanmaktadır. Van İskelesi ile Tatvan iskelesi arasında karşılıklı olarak yük, vagon, araç ve yolcu taşıyan feribot seferlerin düzenlenmektedir. Van-Tatvan arası feribot yolculuğu yaklaşık 4 saat sürmektedir. Ayrıca Van Gölü üzerinde adalara turistik amaçlı yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.
Yeşil Alıç ( Pagan )Kaya Kapısı
Saray İlçesi Yeşilalıç (Pagan) mevkiinde bulunan,
Urartular’dan kalma bir kaya nişidir. Üzerinde I.Sarduri’nin
oğlu İşpuini’ ye ait yazıt bulunmaktadır. Kayalık yüksek bir
tepenin üzerine yapılmıştır.
Meher Kapı
Urartu Kralı İşpuini’ye ait yazıtın yer aldığı bir kaya nişi
olan Meherkapı, Van’ın 5 kilometre doğusunda bulunuyor.
Urartu devlet diniyle ilgili bilgi veren en önemli kaynak
olan yazıtta, Urartu ülkesi içinde kutsanan tüm tanrılarının
adları ve bu tanrılara sunulankurban sayıları veriliyor.
Hazine Piri Kapısı
Başkent Tuşpanın 12 km. güneyinde yer alan Aşağı Zivistan
Kalesinin 300 m. güneyinde Hazine Piri Kapısı yer
almaktadır.
Bu kapıların içinde hazine olduğu ve günün birinde
açılacağına inandığı için yöre halkı tarafından Hazine Piri
Kapısı olarak adlandırılır. Kalkerden oluşan kayalığın batı
yüzünün düzeltilerek bir kapı biçiminde kesilmesiyle 6 metre
genişliğinde ve 2.8 metre yüksekliğinde bir niş oluşmuştur.
Urartu kaya kapılarının ilk örneğini oluşturması bakımından
diğerleri kadar başarı bir mimari göstermemektedir. Kapı tek
çerçeve ile çerçevelendirilmek istenmişse de
başarılamamıştır. Kapı üzerinde dört satırlık çivi
yazısında Sardur oğlu İşpuini bu bağı ve meyve bahçesini
kurdu. Efendiye bu yazıtı yaptırdı diye yazmaktadır.
Toprakkale
Van ovasının kuzeydoğusunda Zimzim kayalıklarının güney
uzantısı üzerinde Kuzey - Güney doğrultusundaki 400 m
uzunluğunda, 60-70 m genişliğinde ve 200 m yüksekliğinde
kayalıklara oturan kale, Van'a hakim konumdadır.
Kale Urartu kralı II. Rusa tarafından M.Ö. 685-645 tarihleri
arasında yaptırılmıştır. II. Rusa tarafından yapıldığı için
kaleye, Rusahinili adı da verilmiştir. Burası Tuşpa'dan
sonra Urartu Krallığı'nın ikinci idare merkezi durumundadır.
Asur Kralı III. Tiglat Pleserin M.Ö 735 yılında Van Kalesini
kuşatmasından sonra, savunma yönünden daha elverişli
özelliklere sahip olduğu için Toprakkale ikinci başkent
olarak seçilmiştir. Sarnıç, açık hava tapınağı, kayaya
yontulmuş merdivenler bulunmaktadır
Kalenin etrafı iri kalker blokları ile oluşturulmuş surlarla
çevrilmiştir. Kalenin iki girişi bulunmaktadır. Bunlardan
biri güneydeki batı köşeye kaydırılmış ve kulelerle
desteklenmiştir. Buradan tapınak ve saraya geçilmektedir.
Diğer giriş, kuzey tarafta olup, atölye, depo binaları,
şarap deposu ve öteki mekânlara açılmaktadır. Mimari olarak
kayaya oyulmuş bir sarnıç, kuzey doğusunda Tanrı Haldi için
yapılmış kare planlı bir tapınak ve kerpiç duvar kalıntıları
bulunmaktadır. Haldi Tapınağı, sarnıçlar, şarap deposu,
kalenin batısında da MÖ. IX. Yüzyıla tarihlendirilen İşpuini
ve oğlu Menuanın ortak krallık döneminde yapılmış Meherkapı
Kutsal alanı ortaya çıkarılmıştır. Kale, mimari yapısıyla
birlikte, çoğu yurtdışı müzelerinde bulunan fildişi ve
madeni küçük eserleri ile dikkat çekmektedir.
Zernek Kalesi
Kalenin Zernek mirlerinden İbrahim Beyoğlu tarafından
yapıldığı söylenir. Ancak kitabesi bulunmadığı için tarihi
kesin olarak bilinmemektedir. Zernek Kalesi köyün
batısındaki sarp bir kayalık tepe üzerine kurulmuştur.
Sadece yöneticilerin oturabileceği bir iç kale durumundadır.
Köşk, harem, mutfak ve hamamdan oluşan kale, doğu batı
doğrultusunda uzanmaktadır. Kalenin doğusundaki köşk, Zernek
Beyi�nin ikameti için ayrılmıştır. Arazinin şekline
uydurulduğundan tam simetrik değildir. Tamamı moloz
taşlardan yapılmış köşk, dört katlıdır. Ancak önemli bir
kısmı yıkılmıştır. Köşkün kuzey cephesinde her kata üçer
pencere, üst katta ise iki büyük pencere daha mevcuttur.
Köşke kuzey cepheden girilir. Kapı dıştan dikdörtgen içten
kemerlidir. Kapıdan sonra diğer katlara çıkılan ahşap
merdivenler bulunmaktadır. Zemin kat dört odadan
oluşmaktadır. Birinci kat zemin katla aynı özelliklere
sahiptir. Zemin kata ahşap bir merdivenle çıkılır. Köşkün
ikinci ve üçüncü katları diğerlerine nazaran daha fazla
tahrip olmuştur. Harem kısmı kalenin batısında mutfağın
arkasında yer alır. Kale içinde köşkün kuzeyinde yer alan
hamamda günümüze yalnız güney cephesinde yer alan kemerli
bir kapı kalmıştır. Yapı büyük oranda tahrip olmuştur.
Ayanıs Kalesi
Van'a 35 km. mesafedeki Ayanıs köyünün kuzey batısında bir
tepe üzerine kurulmuştur.Burada bulunan çivi yazılı kitabeye
göre; Ayanıs Kalesi, Argişti'nin oğlu Rusa tarafından M.Ö.
645-643 tarihleri arasında yaptırılmıştır. İki sur duvarıyla
çevrelenmiş kalenin güneyinde giriş kapısı bulunmaktadır.
Burada sur duvarları andezit taşı ile diğer kısımlarda
kalker taşıyla örülmüştür. Üst kesimde payeli salon ve
tapınak önemli bir yer tutmaktadır. Tapınağın ön
cephesindeki andezit taşlar üzerine yazılmış olan Urartu
yazıtı, Horhor mezar yazıtı ile Analıkız yazıtından sonra
Urartu tarihinin en uzun yazıtı olarak bilinmektedir. Yazıt
toplam 16 m. uzunluğundadır. Ayanıs Kalesi, mimarisi ve
küçük buluntuları yanında, Urartu tarihinin son safhalarını
aydınlatması açısından önem taşımaktadır.
Trekking ve Dağcılık::
Etrafı dağlarla çevrili olan Van, Artos Dağı, Pirraşit Dağı
ve Erek Dağı ile hem trekking, hem tırmanış imkanları
sunmaktadır doğa sporları tutkunlarına.
Kayak:
Kış sporlarından hoşlanıyorsanız veya yolunuz bir kış vakti
Van'a düşecek olursa Van Merkez Kurubaş tepesinde ve Gevaş
İlçesi'ndeki Abalıköy kayak merkezlerinde kaymanın keyfine
varabilirsiniz.
Kaplıca::
Erciş ilçesinin yaklaşık 30 km uzağında bulunan Hasan Abdal
Kaplıcası da sağlık turizmine ilgi duyanlar ve kaplıcalarda
şifa arayanlar için ideal.
Van da Gün batımı
Gölde gün batımı izlemek ise olmazsa olmazlardan. Van
Kalesi'ni akşam üstü gezecek olursanız, gün batımında eşsiz
manzaranın tadını çıkarabilir ve güneşin göl üzerindeki
yansımasını izleyebilirsiniz yukarıdan.
Rus Pazarı
Rus pazarı, Avrupa pazarı adı altındaki çarşıları gezip,
hediyelik eşya bakabilirsiniz. Bu çarşılardaki dükkanlarda
İran yapımı ve istenmeyen tüylere karşı işe yaradığı
söylenen karınca yumurtası yağı bulmak da mümkün.
“Savat” denilen özel ve eski bir gümüş
süsleme tekniğiyle işlenmiş gümüş takılar hediyelik olarak
hoş alternatifler sunuyor. Van'ın meşhur halı ve kilimleri
ne de göz atmak da fayda var.
Şehir tarihle bu denli iç içe olunca yapılacak en iyi şey
elinize bir fotoğraf makinesi alıp – fotoğraf çekmeyi
seviyorsanız- sokakları gezmek. Her köşede yıllara meydan
okuyarak bugünlere gelmiş bir yapıya rastlamak mümkün.
MENUA (SEMİRAMİS-ŞAMRAM) KANALI
Kanalın çevresinde Kral Menua (M.Ö. 810–786)
tarafından eşi Tariria için bugünkü Kadem Bastı mevkiinde
yapay teraslar halinde yaptırılan asma bahçeleri, Assur
Kraliçesi Semiramis'in Dünya'nın 7 harikasından biri sayılan
asma bahçeleriyle özdeşleştirilerek efsaneleştirilmiştir.
Van'ın kuş uçumu 50 km. güneyinde yer alan Gürpınar
(Havasor) Ovası'ndan Urartu Krallığı'nın başkentinin
bulunduğu Van Ovasına tatlı su getiren Menua Kanalı, geçtiği
topraklara hayat vermektedir.
Menua Kanalı'nın bir başka ilginç özelliği, destek
duvarlarına ve kanalın yakın yerlerine toplam 15 adet çivi
yazılı inşa yazıtının konulmuş olmasıdır. Şimdiye kadar
hiçbir Urartu yapısında bu kadar çok inşa yazıtına
rastlanılmamıştır. Konulan inşa yazıtları kanalı neredeyse
bir \"yazıt anıtı\"na dönüştürmüştür. Yazıtların bir kısmı
kısa, bir kısmı da uzundur. Kaybolmaya ve tahrip edilmeye
karşı bir önlem olmak üzere yazıtlar aynı içeriğe sahiptir.
Kısa olan yazıtlarda şunlar okunmaktadır :
Tanrı Haldi\'nin kudreti sayesinde, İşpuini oğlu
Menua bu kanalı açtı. Adı Menua kanalıdır.
4 adet uzun içerikli metinde ise şunlar okunmaktadır.
kim bunu görürse, kim başkasına "Bu kanalı ben açtım" derse
o, Tanrı Haldi, Tanrı Teişeba, Tanrı Şivini ve bütün
tanrılar tarafından mahvedilsin; güneş ışığından yoksun
edilsin.
Halime hatun türbesi
Gevaş İlçesi’ndeki Halime Hatun Türbesi ise Anadolu Selçuklu
Meliki İzzetin tarafından 1335’te kızı Halime Hatun için
yaptırılmış. Selçuklu taş işçiliğinin önemli örneklerinden
biri olan türbenin bulunduğu yerde Akkoyunlu ve Karakoyunlu
devletlerine ait mezarlar da dikkat çekiyor.
PERİ BACALARI
Van ili Başkale ilçesi Yavuzlar Köyü’nde bulunan ve
Kapadokya yöresindeki peri bacaları ile oluşum yönünden
benzerlik gösteren peri bacalarının bulunduğu alan Vanadokya
olarak anılmaktadır.
Kapadokya’daki peribacaları oluşumları ile aynı özelliği
göstermesi nedeniyle bölge, geleceğin önemli turizm merkezi
olacak gibi görünüyor..
VAN'DA RAFTİNG KEYFİ
Van Bahçesaray İlçesi Rafting Merkezi Olma Yolunda
Hızla İlerliyor.
Van Bahçesaray ilçesi rafting merkezi olma yolunda hızla
ilerliyor.
Dünyanın dört bir yanından gelen rafting tutkunları, azgın
sularda ilerlemenin keyfini çıkarıyor.
VANDA EL SANATLARI
GÜMÜŞ-SAVAT
Van'da gümüş işlemeciliği el sanatlarının önemli
bir parçasını oluşturur. Bu nedenle takılar genellikle
gümüştür. Kadınların kadife entarilerinin üstünden
taktıkları boyunlarındaki altın Heb’ler evladiyeliktir.
Yuvarlak altın topların oluşturduğu bu takı oğul
evlendirildiğinde geline takılır, o da kendi gelinine,
böylece devam eder.
Savatlı gümüş işlemeli kemerler de aynı şekilde evladiyelik
kıymetli bir takıdır. Maddi durumu iyi olan ailelerde hemen
hemen her geline takılan bir takıdır. Gerdanlıklar, kalınlı
inceli bilezikler, yüzük, küpe ve saç bağları gümüştür. Eski
altın takılara Heb'lerin dışında pek rastlanmaz.
Erkeklerin yeleklerinin üzerinden taktıkları köstekleri,
tütün tabakaları ve ağızlıkları ile taktıkları yüzükleri de
gümüştendir. Günlük kullanılan tabakalar büyükçe, kalın,
özel günlerde kullanılan tabakalar ise ince biraz daha küçük
üzeri daha fazla işlemelidir.
Savat; esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir minenin,
gümüş bir levhanın önceden hazırlanmış bölümlerine
kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniğidir.
Gümüşçülük son yıllarda açılan gümüş atölyeleriyle Van'da
gelişmiştir. Van'da üretilen gümüş takılar çeşitli illere ve
ülkelere de gönderilmektedir.
CEVİZ OYMACILIĞI Bahçesaray ve Çatak
ilçelerimizde yapılan ceviz oymacılığı, çeşitli türdeki
kaplar, süs eşyaları, satranç takımı, biblolar vb. ürünler
şeklinde son derece iyi bir işçilikle sunulmaktadır.
VAN’DA KİLİM
Yöre insanının hayvancılıkla uğraşması dokuma
malzemesinin yaygın olarak kullanılmasında etkili olmuştur.
İnsanlar, ihtiyaçlarını karşılama amacı ile dokudukları
kilimleri evlerinde yaygı, minder, yastık, hurç, erzak
torbası, çuval, çocuk beşiği, barzol olarak kullanmıştır.
Kullanılan atkı ve çözgü ipliği tamamen yün ipliğidir.
Dokumasında doğal boyalarla boyadığı, teşisiyle eğirdi
ipliği kullanmıştır. Kullanılan renkler lacivert, bordo,
natural kahverengi ve Van beyazı denen kirli beyazdır
(Naturel Beyaz).
Van ve yöresinde dokunan kilimlerde estetik güzelliğin
yanında ilettiği mesaj çok daha önemlidir.Okuma Yazma
bilmeyen İnsanımız ilmek ilmek, motif motif, duygularını,
sevgisini, dile alamadığı, açıkça söyleyemediği aşkını,
üzüntüsünü, beklentilerini kilimine işlemiştir. Kilimlerin
her motifi bir mesajdır ..Her kilim bir kitap gibi zamanın
mesajını günümüze taşımıştır.Her kilimde ayrı bir güzellik
ayrı bir duygu vardır. Motiflerin tekrarından oluşan
desenlerle süslü kilimlerin kenarlarında tek ya da çift
sıralı bordürlere rastlanır. Kilimlerde kullanılan
motiflerden birkaçı; kurt ayağı, akrep, çakmak, muhabbet
kuşları, ip susması, koç boynuzu, kengöz, elibelinde, toplu
koçbaşı, dikmeli susmadır. En fazla görülen kilimler ise:
Gülsarya, Nehrek, Halit Begi, Şahneri, Lüleperdir.
Seramik Sanatı
Ana malzemesi toprak olan seramik üretimi Anadolu
topraklarında 8000 yıl önce başlamış ve tarihi süreç
içerisinde gelişerek bir kültür hazinesi oluşturmuştur.
Anadolu topraklarını bir parçası olan Van’da da seramik
sanatının güzel örnekleri verilmiştir. Seramik sanatının
Van’daki başlangıcını burada yaşamış olan Hurilere
dayandırmak mümkündür.
Hurriler seramik alanında çok güzel eserler meydana
getirmişlerdir. Seramikten meydana getirmiş oldukları
testilerin dışını beyaz, sulu çamur tabakasıyla kaplayarak
üstüne siyah bir arka fon çekmişler ve bu fonun üstünü
geometrik şekiller ve hayvan figürleriyle süslemişlerdir.
Testilerin yanı sıra, taslar şişeler ve hayvan şeklinde
vazolar da yapmışlardır.
Kısa birsüre öncesine kadar Bardakçı köyünde12 çömlekçi
atölyesinde çanak-çömlek yapımı sürmekteydi.
Halen Van Belediyesi atölyesinde hediyelik seramik eşya
üretimi yapılmaktadır.
ÇORAPLAR
El sanatlarımız içerisinde halk arasında en fazla
üretilen, çoğunlukla ihtiyacı karşılama amacıyla yapılan
işlerin başında çorap örücülüğü gelir. Malzemesi tamamen yün
olan çoraplarımız beş şişle örülür. Renkli motiflerle
süslenen bu çoraplar aynı zamanda bir duygunun da
ifadesidir. Köylerimizde örülen çoraplar bir ihtiyacı
karşılama unsuru olarak örülse bile okuma yazma bilmeyen,
duygu ve düşüncelerini sözle ifade edemeyen insanımızın ruh
halini anlatan bir araçtır. Renklerin de ayrı bir ifadesi
vardır.
ŞEYTAN KÖPRÜSÜ
Muradiye ilçesinde Bend-i Mahi çayının aktığı derin kanyon
oluşturan iki kaya üzerinde kurulan Şeytan Köprüsü, XIX
yüzyıl sonları XX. Yüzyılın başlarında inşa edilmiştir.
VAN BALIĞI
( İnci Kefali )
Vanın önemli kaynaklarından biride Vangölünün sodalı
sularında yaşayan inci kefalı türü balıktır. Taze ve tuzlu
olarak tüketilir.
VAN KEDİSİ
Dünyaca ünlü Van kedisinin
Yörede bir gözünün SARI, bir gözünün YEŞİL veya MAVİ
olmasından dolayı bu kediye "TEKGÖZ" denilmektedir.Tüyleri
çok uzun ve karbeyaz olan bu kediler,Vanda pisik diye
adlandırılır. Van Kedisi çok uslu, sevimli, ve uzun
ömürlüdür.Temizliğinede özen gösteren nadir
hayvanlardandır.Düşük rakımlı yerlerde yaşama şansı olmayan
kediye Van'ın her sokağında rastamak mümkündür.
VAN MÜZESİ
1972 yılında bugünkü binasında hizmete açılan Van Müzesi,
dünyanın en önemli Urartu müzelerinden biridir. Müzede
arkeolojik ve etnografik olmak üzere iki teşhir salonu yer
almaktadır. Hergün saat 08:00-17:00 arasında ziyaretçilerine
hizmet vermektedir.
İNANÇ TURİZMİ
Tarih öncesi dönem ile İslam ve Hıristiyan kültürünün
örneklerini oluşturan tarihi eserler açısından ilimiz son
derece zengindir. Urartu döneminde yapılan Van Kalesi,
Çavuştepe Kalesi, Anzaf Kaleleri, Yoncatepe Nekropolü ve
Ayanıs Kalesi ile Hıristiyan kültürünün örneklerinden olan
Akdamar Kilisesi, Bartholomeus Kilisesi, Yedi Kilise, Lim
Manastır Kilisesi, Ctouts Manastır Kilisesi ve S.Thomas
Manastır Kilisesi başta olmak üzere bir çok kilise kısmen
harap bir vaziyette olmalarına rağmen, ziyaretçilerin en çok
uğradıkları yerlerin başında gelmektedir.
İslam medeniyetinin ürünlerinden olan
Hüsrev Paşa Külliyesi, Ulu Cami, Halime Hatun Kümbeti, Gevaş
Selçuklu Mezarlığı, Süleyman Han Cami, Kaya Çelebi Cami,
İkiz Kümbetler, Hoşap Kalesi ile bunların dışında birçok
eser günümüze kadar gelmişlerdir. İlimizdeki farklı
kültürleri yansıtan bu eserlerden; Anzaf Kaleleri, Yoncatepe
Nekropolü ve Ayanıs Kalesi’nde kazı çalışmaları halen devam
etmektedir. Kiliselerin ise çoğu harap vaziyettedir. En
sağlam olarak günümüze gelebilenler; Akdamar Kilisesi, ve
Ctouts Manastır Kilisesi’dir ki, bunlarında restore
edilmeleri gerekmektedir. Eski Van Şehri’nde bulunan
eserlerin de çoğu harap bir vaziyettedir. Kısmen sağlam
olarak günümüze gelen İslam kültürü örnekleri ise; Hüsrev
Paşa Cami, Kaya Çelebi Cami, İkiz Kümbetler, Halime Hatun
Kümbeti ve Gevaş Selçuklu Mezarlığı’dır.
DOĞA TURİZMİ
Muradiye Şelalesi, Ganisipi Şelalesi, Başkale Peribacaları,
Başkale Travertenleri, Keşiş Gölü, Süphan Dağı, İnci Kefalı
üreme göçü, florası ve tabiî ki Van Gölü, ilimizin başlıca
doğal güzelliklerini oluşturmaktadır
SPOR TURİZMİ
Van Gölü, su sporlarının yapılabilmesi açısından son derece
yeterli koşulları taşımaktadır. Yelken, kürek, kano, sörf ve
su kayağı gibi çeşitli branşlarda su sporu yapılabilecek
koşullara sahiptir.
VAN FLORASI
Van doğunun en yeşil ili sayılır. Gölün çevresi özellikle
bahar aylarında olağanüstü renklere bürünür. Gelincik,
zambak ve lale tarlaları doruklardaki beyaz kar örtüsüyle
hoş bir kontrast yaratır. Bölgenin en önemli endemik bitki
örtüsü ise ters laledir.
KÜMBETLER
ERCİŞ ANONİM (ZORTUL) KÜMBETİ
Erciş'in Zortul Köyü yakınlarında tarlaların içerisinde yer
almaktadır. Kitabesi olmadığından kim ta¬rafından ve kimin
adına yapıldığı belli değildir. XV. yüzyıl. başlarında
Karakoyunlular'dan önemli bir şahsiyet için inşa edildiği
tahmin edilmektedir.
İki katlı kümbetin kare kaidesi ve bunun üzerinde onikigen
gövdesi mecuttur. Üzeri piramidal bir külahla örtülmüştür.
Gövdenin kuzey tarafına kapı, diğer yönlere pencereler
açılmıştır. Aralarda kalan yüzeyler üçgen nişlerle
hareketlendirilmiştir. Kümbet, üzerindeki figürlü bezemeleri
ile dikkat çekmektedir. Çift başlı kartal, aslan ve kuş
figürleri yer almaktadır. Bunlar yanında bitkisel benzemeler
ve külahın altında yazı kuşağı bulunmaktadır.
ERCİŞ KADEM PAŞA HATUN KÜMBETİ
Erciş’in çıkışında yolun kenarında yer alan kümbet,
kitabesine göre, 1458 yılında Karakoyunlu¬lar'dan Cihan Şah
zamanında Büyük Emir Rüstem Bey tarafından Emir Yar Ali, Şah
Mustafa, Şah Sevik, Şah Ali ve anneleri Kadem Paşa Hatun
için yaptırılmıştır.
İki katlı, onikigen gövdeli ve piramidal külahlı kümbet
düzgün kesme taş malzemeyle inşa edilmiş¬tir. Kuzey cepheye
sivri kemer formunda çerçeve içerisine kapı
yerleştirilmiştir. Aralardaki yüzeylere üçgen nişler, diğer
ana yönlere pencereler açılmıştır. Günümüzde sağlam
durumdadır.
HOŞAB HASAN BEY TÜRBESİ
Hasan Bey Medresesi’nin güneybatı köşesine 1585 yılında,
medresenin bir odası kaldırılmak suretiyle, mescit kısmına
bitişik olarak inşa edilmiştir. Hasan Bey'in Tebriz'de şehit
düşmesi üzerine naaşı Hoşap'a getirilerek bu türbeye
gömülmüştür.
Medresenin avlusuna açılan bir kapı ile girilen türbe, tek
katlı kare planlı ve üzeri kubbe ile örtülü¬dür. Günümüzde
üst örtüsü tamamen yıkılmıştır. Düzgün kesme taş malzemeyle
inşa edilmiş türbenin güney ve batı cephelerine açılmış
pencereleri bulunmaktadır. Ayrıca bunların kenarlarında
geometrik süslemeler yer alır.
HOŞAB SÜLEYMAN BEY KÜMBETİ
Hoşap'da Gevirhan Mezarlığı'nın güneydoğusunda
bulunmaktadır. Kaleyi yaptıran Süleyman Bey tarafından XVII.
yüzyıl ortalarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir.
Eğimli bir arazide kurulmuş yapı, kuzeyden kare bir kaide
ile yükseltilmiştir. Tek katlı, dıştan sekizgen, içten daire
planlı kümbet, düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir.
Üst örtüyü teşkil eden dıştaki külahın tamamı, içteki
kubbenin ise, yarısına yakın kısmı yıkılmıştır. Kuzey
cephedeki kapı, dıştan mukarnaslı içten geometrik geçmeli
bir çerçeve içerisine alınmıştır. Sivri kemer alınlıklı bir
düzenleme göstermektedir. Diğer üç yöne farklı formlarda
pencereler açılmıştır.
ÇALDIRAN KÜBİK KÖYÜ KÜMBETLERİ
Çaldıran İlçesi’ne bağlı Kübik Köyü’nün 5 km. uzağında
mezarlık içerisinde bulunmaktadır. Kitabesi bulunmayan
yapıların XVII. yüzyıl, ortalarında inşa edildikleri tahmin
edilmektedir.
Kuzey ve güneyde birbirine yakın yapılmış tek katlı, iki
kümbetten kuzeydeki sekizgen, güneydeki dokuzgen gövdelidir.
Dış kaplamaları sökülmüş kümbetler, oldukça harap
vaziyettedir.
BAŞKALE PİZAN(Örenkale) TÜRBELERİ
Pizan'ın kuzey yamacında yanyana iki türbeden oluşmaktadır.
Aşağı Türbe ve Yukarı Türbe ola¬rak adlandırılmaktadır.
XVII. yüzyıl ortalarında inşa edilmiş olan türbeler, tek
katlı kare planlı, üzerleri kubbe ile örtülüdür. Her iki
türbe, düzgün kesme taş malzemeyle inşa edilmiş olup,
içlerinde kime ait oldukları mezartaşlarıyla belirlenmiş
olan mezarlar bulunmaktadır. Özellikle Aşağı Türbe’de Pizan
Beyleri'ne ait mezarlar bulunmaktadır.
Camiler
Van’daki camilerden sadece tarihi anlam ve önemi olanlar
burada zikredilmiştir:
1- Ulu Cami: Karakoyunlu Kara Yusuf tarafından
yaptırılmıştır. Eski Van şehrindedir. Bugün minaresi ayakta
olan caminin portali kufi stilinde yazılarla süslenmiştir.
2- Hüsrev Paşa Cami: Kanuni Sultan Süleyman’ın Van valisi
Koca Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmış olup, Eski Van
şehrindedir.
3- İzdar Cami: Van Beylerbeyi İzzettin Şir Bey tarafından
yaptırılmıştır. İzzettin Şir diye de anılır.
4- Kaya Çelebi Cami: 1592’de Van eşrafından Koçu Bey
tarafından inşa edilmiş, aynı aileden Mahmut Ağa tarafından
tamamlanmıştır.
5- Süleyman Han Cami: Van Kalesi’nin üstündedir. Kanuni
devrinin eseri olup Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.
Bunların haricinde Sinaniye Cami, Kızılcami, Abbas Ağa
Camii, Askeri Camii, İskele Camii ve Abdurrahman Gazi
Camilerini sayabiliriz
Türbeler
1- Halime Hatun Türbesi: 14. yüzyılda İzzeddin
Şir’in kızı Halime Hatun adına yapılmıştır. Selçuklu kümbet
mimarisinin izlerini taşır. Van’a 40km. uzaklıktaki Gevaş
ilçesinin tarihi mezarlığındadır.
2- Hüsrev Paşa Türbesi: Aynı adı taşıyan caminin yanındaki
bu türbe kitabesine göre Hüsrev Paşanın türbesidir. Hüsrev
Paşa Camii yanındadır. Mimarı Abdullah Mardini’dir.
4- Şeyh Abdurrahman Gazi Türbesi: Van Kalesi’nin Kuzeydoğu
ucundadır. Restore edilmiş olan türbe her perşembe günü
halkın ziyaretine açılmaktadır. Din Büyüklerinden
Abdurrahman Gaziye aittir.[11]
5. Sofu Baba Türbesi: Sofu Baba Camiinin arkasındaki
mezarlıkta bulunmaktadır. Özellikle perşembe günleri
insanlar tarafından ziyaret edilmektedir.
Vanın Mesire Yerleri (piknik)
Van'da yer alan mesire yerleri arasında; Van' a 20
km. uzaklıkta, doğal plajları ve yeşilliği ile hoş görünümlü
Edremit, yeşillikler arasında doğal plajları ile bir gezi ve
mesire yeri olan Gevaş, İl merkezine 80 km. uzaklıkta, iki
çayın birleştiği yerde bir vadi içerisinde ormanlık, hoş
manzaralı Çatak ile İl merkezine uzaklığı 40 km. mesafede
Van Gölü' nün sahilinde Süphan Dağı karşısında doğal
plajları ve meyve bahçeleri ile ünlü Amik sayılabilir...
YEDİ KİLİSE ( VARAGAVANK ERMENİ MANASTIRI)
MAYedi Kilise olarak da bilinen Varagavank
Ermeni manastırı, Vaspurakan'ın en zengin ve en iyi bilinen
manastırı ve de Van başpiskoposunun mevkii imiş. Manastır,
günümüzde Erek Dağı olarak bilinen Varag Dağı'nın güney
yamacına yakın bir konumda, Van şehrinin 10 kilometre
kuzeydoğusundaymış. Vaspurakan Kralı Senekerim-Hovhannes'in
bu manastırı, hükümdarlık dönemi(1003-1022)nin başlarında
yaptırdığı rivayet edilir, ancak burada bu tarihten önce de
başka dini yapılar varmış.
ESKİ VAN EVLERİ
Eski Van evleri; tek veya çift katlı cumbasız, çift katlı
cumbalı ve özel evler olarak 4 gruba ayrılmaktadır. Her evin
vazgeçilmez özelliği olan tandır ve ahır evlerden ayrı bahçe
içinde veya bitişikte yer alır. Evlerde topraktan yapılan
kerpiç, su basmanında kesme veya moloz taş, örtü sisteminde
döşeme, mertek ve düzdüm kullanılır. Van Kalesi kuzeyinde
Van Valiliği tarafından yaptırılan örnek Van Evi etnografya
müzesi özelliğinde ziyaretçilere açılmıştır.
Kürtçe'de 'Sese hayat veren' anlamına gelen 'Dengbêj', Kürt kültürüne ait destanları, aşk hikayelerini, isyanları, tarihi olayları herhangi bir enstrüman kullanmadan, sesleri ile canlandıran Kürt ozanlarına verilen isimdir. Denbêjlerin seslerini kullanarak yarattıkları yapıtlara "kilam" denir. Dengbêjler, yüzyıllar boyunca köy köy, şehir şehir gezerek anlattıkları hikayelerle, sözlü Kürt Edebiyatının yaşamasına aracılık etti. Van’da halen faaliyet gösteren dengbejler evi bulunmaktadır.
Van Folkloru
Van oyunları hareketli ve ritmiktir. Bugün otuzun
üstünde oyun oynanır. Davul-zurna eşliğinde en ünlü
oyunları Toycular, Nare, Kirse,
Hoycan, Hırhır, Nure, Şevko, Meyroke, Üçayak, Lorke,
Dingo, Temir ve daha birçok güzel oyunları zevkle
oynanmaktadır. Erkekler; çuha şalvar, samur kürk,
çehmen, serheddin giyer, başa fes, bele kuşak ve
hançer takarlar. Kadınlar; yün kumaşlardan etekler,
belden büzgülü uzun kapalı entari, üzerine boncuklu
yelekler giyer, başa kofi takarlar.
Feqiye Teyran
Feqiyê Teyranın, 1590-1660 yılları arasında
yaşadığı sanılılan bir Kürt Emirinin oğludur. Kürt
edebiyatında önemli bir şair, masal ve destan
yazarıdır. Feqiyê Teyran; Şexê Senan, Qiseya
Bersiyayî ve Qewla Hespê Reş adlı eserlerin
yazarıdır. İlk Kürt düzyazı yazarlarındandır. (Ber
Sîs)
Feqiyê Teyran , medrese eğitimi almış, okumuş, bilge
bir kişiliktir. Onun zamanında Ortadoğuda ve Kürt
coğrafyasında da dinî medreseler vardı. Bu
medreselerde islamî bilgiler, dil ve edebiyat
dersleri verilirdi. Feqe ismi, ilimden/talebe
kelimesinden; Teyr/kuş ise Mentiq et-Teyr adlı
eserden gelir. Bu, Ferîdeddîn Attarın çokça bilinen
eseridir. Anlamı; Kuşların konuşmasıdır.
F.Teyranın Ferîdeddîn Attar ile ilişkisine
bakıldığında; Teyranın hem düşünsel anlamda hem de
şiir yazış tarzı bakımından ondan büyük oranda
etkilendiğini görülür. Mevlana da Ferîdeddîn Attarın
tasavvuf anlayışından çok etkilenmiştir.
Feqiyê Teyran, Kürt edebiyatında doğa, aşk, tasavvuf
üzerine yazan önemli şairlerdendir. Halk arasında
tanındığını, bilindiğini söylemek yanlış olmaz. En
çok bilinen ismi Feqiyê Teyran olmakla beraber
şiirlerinde; Feqê Têra, Feqîyê Gerok, Meksî, Xoce,
Mîr Mihê, Mîm û Hê gibi isimler kullandığını
görebiliriz. Asıl ismi Muhemmeddir. Araştırmalar
kendisinin toplumun üst kesiminden bir insan
olduğunu hatta mîr olabileceğini göstermektedir.
Halen türbesi Vanın Bahçesaray (miks) ilçesindedir.
Köprüler
Van’ daki köprüler Bend-i Mahi Köprüsü, Kırmızı
Köprü, Çatak Köprüsü, Hurkan Köprüsü, Zeril Köprüsü,
Şeytan Köprüsü olarak sayılabilir.
.jpg)
Döküman Kaynağı :van.bel.tr